“Yediğin ilacın, ilacın yediğin olsun”

Rotamızı bu sefer bir esnaf lokantasına çeviriyoruz ve Tarihi Kemeraltı Çarşısı içinde 40 yıllık bir geçmişi ve sıra dışı yemekleri olan “Bizim Lokanta” ya gidiyoruz. Balık çorbasından beyinli bezelyeye farklı lezzetler sunan Bizim Lokanta’nın sahibi Mehmet Davar, babasından devraldığı mesleği devam ettiriyor. Lokanta’nın hikâyesini Mehmet Davar’dan dinliyoruz…

Yirmi bir yıldır Kemaraltı’nda sıra dışı lezzetler sunan Bizim Lokanta’nın toplam 40 yıllık bir geçmişi var. Baba mesleği olarak bu mesleğe devam ettiğini söyleyen lokanta sahibi Mehmet Davar, “Babamızın eski lokantasının ismiydi “Bizim Lokanta”. Biz de bu ismi devam ettiriyoruz. 1996 yılından beri buradayız” diyerek başladı bize hikâyesini anlatmaya. Eskiden profesyonel olarak dalgıçlık yapan ve tuttuğu balıkları nasıl değerlendirebilirim diye düşünen Davar, 21 yıl önce balık çorbası çıkarmaya başlamış.

O zamanlar hiçbir esnaf lokantasında olmayan balık çorbasıyla bir ilke imza atmış. Balık çorbasını duyanlar: “Bir esnaf lokantasında balık çorbası mı olurmuş!” diye şaşırarak keşfetmeye başlamışlar bu küçük sıra dışı esnaf lokantasını. Hızlı tüketim kültürünün yemek kolu fast food dükkanları hiç etkilememiş Bizim Lokanta’yı. Farklı şeyler üretmeyi seven ve İzmir’de ilklere imza atan Davar, her geçen gün farklı bir yemek eklemiş menüsüne. Bunlardan bir tanesi de her Çarşamba çıkan ördek, hindi ve kaz çorbası. Her gün kalan yemekleri çiftliğine götürüp ördek, hindi ve kazlarını besleyen Davar, “Nasıl fark yaratabilirim?”, “Nasıl daha lezzetli şeyler üretebilirim?” diye düşünürken bir de ördek, hindi ve kaz çorbasını bulmuş.  “Elimdeki malzemelerle daha farklı neler yapabilirim?” diyerek hala geliştiriyor kendisini…

Yemek yerken gözünüze çarpan bir tabela var lokantada. Pirinç harflerle, “Yediğin ilacın, ilacın yediğin olsun” yazıyor. Hipokrat’ın söylemiş olduğu bu sözü çok beğenmiş Davar. Dükkana yakışacağını düşündüğü için tezgahın hemen arkasına asmış.

Ekibin tamamen oturmuş halde işlemesi gerektiğini de söylüyor, “Biz burada ekip halinde çalışıyoruz. Biri kesiyor, biri doğruyor, biri temizliyor, biri etrafı topluyor, biri yemekler bittikten sonra temizlik yapıyor. Bu ekip bir arada olmazsa bu iş olmaz.” diyerek çalışanlarıyla aile gibi olduğunu, hatta emekli olup tekrar çalışmaya gelenler olduğunu, çalışanlarının da Bizim Lokanta gibi köklü bir geçmişi olduğunu anlatıyor.

Yıllanmış olmanın vermiş olduğu bir yükselişi var Bizim Lokanta’nın. Ördek, hindi ve kaz, kelle paça, ayak paça çorbaları, nohutlu işkembe, ekşili köfte, beyinli bezelye gibi farklı lezzetler için insanlar kapıda sıra bekliyor. “Biz başında olduğumuz sürece her şey iyi olacak.” diyen Davar, yaptığı işten gurur ve mutluluk duyuyor.

Araf Dergi

Cevap ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir