“Denizden babam çıksa yerim”

İzmirli balıkçıların körfez içerisinde avlanmaları, deniz trafiğini olumsuz etkileyeceği düşünüldüğü için yasaklanmış. Avladıkları balıkları satmak isteyen balıkçılar Güzelbahçe, İnciraltı, Bostanlı ve Mavişehir semtlerindeki şehir merkezine yakın balıkçı barınaklarını mesken tutmuş. İnciraltı ve Bostanlı balıkçı barınakları artık eskisi kadar kullanılmıyor. Fakat barınağın sakinleri hâlâ orada. kırk bir yıldır balıkçılıktan geçimini sağlayan Basri Korkmaz, Bostanlı balıkçı barınağı’nın olmazsa olmazlarından birisi… Basri Korkmaz, 2014 yılında İzmir Ekonomi Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Sinema ve Dijital Medya bölümü öğrencileri tarafından hazırlanan “Yeke” belgeseline de konu olmuş. Balıkçı teknelerinde dümeni kontrol etmek için kullanılan çubuğa verilen isim Yeke, bir teknenin olmazsa olmazıdır. Basri Korkmaz ve Yeke arasındaki bu benzerlik belgesele de ismini vermiştir. Biz de belgeselden yola çıkarak Basri Korkmazı haberleştirdik.

Balıkçılığa nasıl başladınız?
1974 senesinde ilkokul 4.sınıfa giderken okuldan kaçarak eşeğin heybesinde arkadaşımla beraber bir gözünde o bir gözünde ben… Bir hafta gittik, ondan sonra tuzlu suya bir değdik, değiş o değiş. O zamandan beri denizdeyiz. Bu şekilde de devam ediyoruz yaşantımıza. Seviyorum ama! Tepeden tırnağa deliler gibi sırılsıklam…

Nasıl avlanıyorsunuz?
Ben genelde ağ ve oltayla avlanıyorum. Tekneyle çıkıyoruz, ağ atarak balığı takip ediyoruz . Balık nerede biz oradayız. Balığın etrafını ağ ile çevirerek onu ürkütüyoruz. Ve sonunda balık ürkerek gidip ağlara vuruyor kendini.

Tek başınıza mı çalışıyorsunuz?
Çalışan elemanlar var. Bazen tek başıma oluyorum. Duruma göre değişiyor; balık fazla olursa birkaç kişi çalışıyoruz, az olursa ben kendim üstesinden gelebiliyorum.

Yakaladığınız balıkları nasıl satıyorsunuz?
Bir kısmını burada vapurdan inen insanlara satıyoruz.  Taze olduğu için insanlar güvenerek alıyor. Bir kısmını da balık haline veriyorum. Yani balık satma problemimiz olmuyor. Balıklar taze ve günlük olduğu için insanlar gönül rahatlığıyla alıyor. Fiyatlarımız makul, balıklarımız taze. Bu yüzden çok güzel satış yapıyoruz.

Müşterilerle aranız nasıl?
Müşterilerle aram çok iyidir. Bazen şakalaşıyoruz. Diyorum ki, “Benden balık aldınız, yarın bir kilo baklava getireceksiniz.” “Neden?” diye soruyorlar. “Teşekkür için.” diyorum, hoşlarına gidiyor ve baklava getiriyorlar. Ben biraz kaba bir balıkçıyım ama iyi anlaşıyoruz buradaki insanlarla.

Ne tür balıklar çıkıyor?
Akla gelebilecek her tür balık çıkıyor. Levrek, çipura, mırmır, karides, barbun, dil, köpek balığı, elektrik balığı, saban burnu… 100 çeşit balık varsa 100’ü de bizim denizimizde mevcut. Bu saymış olduğum balıkların çoğu yenebilir cinsten. Gerçi ben denizden babam çıksa yerim.

Balıkçılık ne durumda?
Şimdi ipini koparan balıkçı olmuş. Emekli maaşını alan, “Evde oturmayayım, bir tekne alayım atayım kendimi denize…” diyor. Artık eski balıkçılık yok. Eskiden balık çoktu, para ediyordu. Şimdi hem balık yok hem para etmiyor ama yine de aç kalmıyoruz. Ayakta değilsek bile emekliyoruz tabiri caizse.

Araf Dergi

Cevap ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir