“Evler sizin, duvarlar benim”

İzmir’in Çeşme ilçesine bağlı Germiyan köyü, Nuran Erden’in çizimleriyle tanınmaya başlandı. Köyde çiftçilikle uğraşan ve Halıcık Bölümü’nden mezun olduğunu söyleyen Erden’in çizimleri, bütün köyün duvarlarını kaplıyor. Biz de bu hikayeyi kahramanın dilinden dinledik.

Duvarlara yaptığınız çizimlerin hikayesinden bahseder misiniz?
İlk önce köydeki kadınlar olarak kafe açmaya karar verdik. Açacağımız kafe için tabela ve sandalye gerekiyordu. İlk olarak ahşap tabelaya boyama yaptım, sonrasında sandalyelere desenler çizdim ve yaptığım çizimler duvarlara kadar ulaştı. Duvarları boyamaya başladığımda elimde fazla renk boya ve fırça yoktu, bu yüzden geçen yıl bütün çizimlerimi mavi-beyaz ve sulu boya fırçasıyla yapmıştım. En çok sevilen ve ilgi gören çizimim ise “Germiyan Hatırası” adlı çalışmam oldu. Bu çizimi çok severek yapmıştım. Eski filmlerde hep görürdük, “İstanbul Hatırası” yazısı altında fotoğraf kareleri çekilirdi. Biz de çocuktuk o zamanlar, bu fotoğraflara çok özenirdik. Ben de Germiyan Köyü’ne gelen misafirlerimizin böyle bir hatırası olsun diye bir duvarı bu şekilde değerlendirmeye karar verdim.

Çizim yapmaya ne zaman başladınız?
Halıcılık Bölümü’nden mezunum. Kendimi bildim bileli çizim yapıyorum. Aslında bunun adı tam anlamıyla “çizim” değil ben “desen” demeyi tercih ediyorum.

Germiyan köyü, Slow Food Köyü olarak geçiyor. Bize bundan bahseder misiniz?
Türkiye’nin ilk Slow Food Köyü burasıdır. Atalarımızdan kalan geleneksel yemeklerimizi burada devam ettiriyoruz. Örnek olarak, “çallama” ve “çullama” diyebilirim. Zaten Slow Food’un kelime anlamı da yavaş ve temiz yenen yemek demektir. Biz de burada Slow Food’u yaşatmaya çalışıyoruz.

Kendi köyünüzün dışından da çizim yapmanızı isteyenler oldu mu?
Köyün dışından da oldukça talep var fakat daha kendi köyümü tam bitirmeden başka bir köye çizim için gitmeyi düşünmüyorum. Aslında kendi köyümde istediğim gibi özgür çizimler yapabiliyorum ve bu beni mutlu ediyor. Başka bir köye çizim için gitsem ısmarlama bir iş olacakmış gibi hissediyorum. Bu yüzden de başka bir köy için çizim yapmayı düşünmüyorum.

Çizim yaptığınız duvarlar çok ilgi görüyor mu?
Gerçekten çok fazla gelen insan var. Özellikle sosyal medyada görüp gelen misafirlerimiz oldukça fazla.

Duvarları boyamaya başlamanız köyün yaşantısını etkiledi mi?
Önceleri, Köy Odası’na verilen haritalara baktığınızda bizim köyümüzün adı haritalarda yoktu. Ben çizimlere başladıktan sonra ve gelen insanların güzel yorumlarıyla birlikte yeni yeni haritalarda bulunmaya başladık. Bunu bence tüm köy halkı olarak beraberce başardık.

Çizim yaptığınız eski bir kapı var, bu kapının hikayesini öğrenebilir miyiz?
Bu kapı, benim teyzemin damının kapısıydı. Dam kapıları bize göre hep umuttur. Orada hep gelecekle ilgili şeyler saklarsınız, o kapı açıldığında gelecek sizi karşılar. “Selvi Ağacı” ve “Hayat Ağacı” çizimlerim var bu kapının üstünde. Bunlar ölümü ve hayatı anlatıyor. Aslında diğer yaptığım desen ve çizimlerimin hepsinin bir hikayesi var. Örnek olarak, karşı komşumun duvarına gül desenleriyle çevrilmiş kalp çizmiştim. Yaptığım çizim komşumun vefat eden kocasının kalbidir mesela.

Peki, köy halkı çizimleriniz hakkında ne düşünüyor?
Renkli çizimlerimi herkes beğendi ve bana yeni fikirlerle geldiler. Örnek olarak bir duvara pembe bir baykuş çizimi yapmıştım. Aslında onun adı “Bayan Kuş”, en azından ben öyle diyorum. Hemen hemen herkes yaptığım çizimden sonra yanıma gelip, yaptığım bayan kuşun yanına yavrularını çizmem için ısrar ettiler. Israr ettiklerinde benim de tek bir şartım vardı, o da beyaz badanası olmayan duvarlara çizim yapmamaktı. Fakat bu duruma karşı çıkanlarda olmadı değil. “Ben istemem, benim duvarıma çizim yapma” diyenler de oldu ama ben onlara tek bir cevap verdim: “Evler sizin, duvarlar benim”.

Araf Dergi

Bir yorum

  1. Elize ,emeğinize,yüreğinize sağlık Nuran hanım..Keşke tüm köylerimiz böyle şenlense ,her yerlerde mutluluğun resmi olsa..

Cevap ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir