“Elimizden geldiğince devam ettireceğiz bu mesleği”

Güz yerini bahara bırakırken güneşli bir İzmir günü Göztepe’de seyyar çiçek satıcısı Cihan Keskin’le karşılaşıyoruz. Baharın gelmesiyle çeşitlenen çiçekleri özenle tezgahına dizmiş müşteri bekliyor. Hemen yanına oturup kısa bir tanışma faslından sonra soruyoruz hikâyesini.

Yaklaşık otuz senedir seyyar çiçekçilik yapıyor. 1986’da askerden dönünce 76. sokağın Mithatpaşa Caddesi’yle buluştuğu yerde seyyar satıcı olarak başlamış mesleğe. Daha sonra belediye 1992’de Güzelyalı – Göztepe arasındaki seyyar çiçekçilere tezgah verince şu an tezgahının olduğu yere, 78. sokağın başına gelmiş.

İnsanlarla iletişimi bir hayli iyi. Yaklaşık otuz senedir aynı semtte esnaflık yapınca bu durum şaşırtmıyor tabii. Bir semti ayakta tutan yapı taşları esnafları ve çocuklarıdır derler. Biz, Göztepe’nin giderek metropolleşen yaşantısında o gün etrafta çocuk göremiyoruz ama kasabı, manavı, bakkalı ve çiçeksi yerlerindeler… Göztepe’yi soruyoruz Cihan Keskin’e… “Göztepe’de değişen pek bir şey yok arada sırada el değiştiren dükkanlar dışında. Fakat insanlar çok değişti. Eski huzuru kalmadı kimsenin. Eskisi gibi komşuluklar, arkadaşlıklar yok.”

Otuz senedir çiçekçilik mesleğinin içinden birini bulmuşuz sormadan edemiyoruz, “İşler nasıl?” diye. O da damarına basmışız gibi: “Ekonomik kriz bizi de etkiledi. Hatta ilk bizi etkiledi. İnsanların ekmek alacak parası yok, haliyle kimse çiçek almak istemiyor. Bu semtin çoğu beni tanır. Eskiden gelip alışveriş yapan tanıdıklarım artık sadece selam verip geçiyor. Şimdi bir de geçim derdiyle uğraşıyoruz. Eskiden işler çok daha iyiydi. İki oğlum var, büyük olan askerden yeni geldi. O da çiçekçilik yapıyor. Ben yokken öğleden sonraları o duruyor tezgahta. Kısmet olursa ona da Bornova’da bir tezgah alacağız. İşimizi çok seviyoruz ama bu şartlar altında yürütmemiz zor. Belediye sağ olsun bizden çok cüzi bir miktar kira alıyor ama satışlar çok kötü. Yürütebildiğimiz kadar yapacağız bu işi.” diye anlatıveriyor bir çırpıda.

Tezgaha özenle dizilmiş tazecik çiçeklere de sıra geliyor… Onların hikayesi nedir acaba? “Dükkancılar gibi biz de gidip mezattan seçip alıyoruz çiçeklerimizi. Malın en iyisini satmak için uğraşıyoruz. Her gün tezgaha özenle diziyorum çiçekleri. Biz burada buket yapmıyoruz. Seyyar çiçekçinin dükkancıdan farkı olması lazım. Müşteri dükkanla tezgah arasındaki farkı anlamalı. Bazıları gelip dükkanlardan şikayet ediyor pahalı satıyorlar diye ama onlara da hak vermek lazım. Piyasa çok kötü kira, vergi vb. masraflar çok fazla. Biz çiçekçiler olarak birbirimize destek çıkmamız lazım. Ben burada buket yaparsam, dükkancıya ayıp olmaz mı? Keşke müşterilere daha iyi hizmet verebilmek için kapalı bir tezgahımız olsaydı. Hem o zaman çiçekleri daha iyi muhafaza ederdik. Akşamları arkada depo var, oraya kaldırıyoruz malları, bu da çiçekleri olumsuz etkiliyor. Belediye Alsancak’ta seyyar çiçekçilere kapalı tezgah verdi. Biz de istedik ama vermediler.”

Cihan Keskin, yanından ayrılmadan önce son olarak şunları söylüyor: “İnsanların çiçeğe sevgisi olması lazım. Özellikle gençlere ve çocuklara alıştırmamız lazım. Bir çocuğa bir çiçeği 10 liraya değil de 3 liraya vermemiz lazım ki alışsın, sevsin.”

Araf Dergi

Cevap ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir