“AVM’lerden sıkılmadınız mı?”

Mottosu üretmek, sevmek ve eğlenmek; Balçova’daki AVM kültürüne karşı alternatif bir mekân: Jungle Art&Kitchen. “AVM’lerden sıkılmadınız mı?” sloganıyla yola çıkan bir ailenin üç bireyi; anne Hitay Uluer ve kızları Maya Başyıldız ile Başak Başyıldız, resim, seramik ve müziği buluşturdukları bu mekânda hayallerini gerçekleştirdiklerini söylüyorlar. Biz de Jungle’ı yakından keşfetmek için oradaydık.

 Bize  Jungle’dan bahseder misiniz?
Jungle bir art-cafe konsepti üzerine kuruldu. Açılalı kısa bir süre oldu. Mutfağımızda ev tatlıları, meyve suları ve atıştırmalıklar hazırlıyoruz. Kafemizin duvarlarında asılı olan tablolar Hitay Uluer’in eserleri. Maya seramikçi ve Başak ise müzisyen. Hepimizin ayrı bir sanat yönü var. Yıllardır kafe açmak istiyorduk.  Bu konunun üzerine uzun bir süre düşündükten sonra, içinde sanatsal ve bilimsel aktivitelerin de olduğu bir konsept yaratmak istedik. Biz, insanlar istedikleri etkinlikleri burada yaparak etkileşim içinde olsunlar diye böyle bir mekân açmaya karar verdik. Bütün bunların kararını vermek epey vaktimizi aldı.

 “Jungle” ismi nereden geliyor?
Jungle kelimesinin Türkçe’deki karşılığı orman. Anlamını sadece orman olarak düşünmedik. Bir ormanın içinde her şey varsa biz de “içeride her şey var” demek istediğimiz için bu kelimeyi seçtik. “Art and Kitchen”, sadece mutfak ve yemek anlamında değil, “her şeyin mutfağı” anlamında.

Jungle’ı neden diğer konsept kafeler gibi Alsancak’da değil de Balçova’da açtınız?
Alsancak’ta uzun süre uygun bir yer baktık. Ama orada diğer her şey gibi dükkan kiraları da çok yüksek. Kafeyi açmamız aslında bu yüzden bu kadar uzun sürdü. Diğer bir sebebiyse, Balçova’nın giderek gelişmesi ve bu bölgede üniversitelerin bulunması. Bizim bir sloganımız var “AVMler’den sıkılmadınız mı?” AVMler’den sıkılan buraya gelsin; sıkılan, kafasını dinlemek isteyen, iyi müzik dinlemek isteyen, güzel tostlarımızı ve tatlılarımızı yemek isteyen, grup halinde rahatça oturup mekanı kullanmak isteyen, etkinlik yapmak isteyen herkes için uygun bir ortam hazırladığımızı düşünüyoruz. Ayrıca Alsancak’ta da benzer konsepte sahip kafeler var ancak orada daha çok üretilen şeyler satılıyor. Biz her şeyi burada sadece üretmek istiyoruz. Yaptığımız seramik etkinliklerinde insanlar yaptıkları ürünü alıp gidebiliyor.

Balçova’daki insanların yaş ortalaması biraz yüksek, yarattığınız konseptle istediğiniz ilgiyi yakalayabildiniz mi?
Herkese açık bir kapı oldu burası. Farklı yaş gruplarındaki insanların farklı ilgileri ve talepleri oluyor. Örneğin kadınlar toplanıp “Günümüzün birkaç saatini burada geçirelim.” diyebiliyorlar. Gençler grupça okuma toplantıları yapmak istiyorlar. Doğum günü kutlaması yapmak isteyenler oluyor. Organizasyon şirketi olmak gibi bir amacımız yok ama mekanın genişliğini ve tavanın yüksek oluşunun da avantajlarını kullanarak insanlara hizmet vermekten mutluluk duyuyoruz.

Seramik atölyesinde neler yapıyorsunuz, daha çok hangi ürünlerin üzerinde çalışıyorsunuz?
Atölye çalışmalarına başlayalı kısa bir süre oldu. İlk çalışmamızda kupa yaptık. Herkes kendi kupasını kendi isteğine göre “kabartmalı” ya da “desenli” yaptı. Sonraki atölyede kedi desenli kase yaptık. Diğer çalışmalarda da farklı şeyler yapacağız. Burada herkes istediği gibi çalışmakta özgür. Örneğin 8 yaşında bir çocuk vardı, annesine hediye yaptı.

Başak Hanım’ın müzik okuduğunu biliyoruz. Burada Müzik adına bir şeyler de yapılıyor mu?
Burada bir piyano var. Çalabilen varsa piyanonun başına geçiyor ya da deneyenler oluyor. Burada akustik, küçük dinletiler yapmak istiyoruz. Özellikle alternatif müzikle uğraşan arkadaşlarımız için bir etkinlik olsun istiyoruz.

Alternatif etkinlikleriniz neler?
Örneğin 12 kişilik bir  okuma grubu var. Her ay bir kitabı okuyorlar. Daha sonra  kitabın yazarını davet ediyorlar ve birlikte kitabın üzerine tartışıyorlar.

Burası çok kısa süredir açık. Buna rağmen hedeflediğiniz ilgiyi yakalayabildiniz mi?
İstediğimiz ilgiyi bulabilmek için daha zamanımız var. Kış mevsiminin getirdiği bir dezavantaj da var tabii. Kapıyı açamıyorsunuz. İnsanlar içeri girmeye çekiniyorlar. Kafenin nasıl bir yer olduğunu anlamaya çalışıyorlar. Bazıları da içeri girdikten sonra “Ne güzel bir ortam olmuş.” diyorlar. “Masaları satıyor musunuz?” diyen oldu. İlk bakışta Showroom sananlar oldu. Buranın dekorasyonu değişik olduğu için insanların alışması zaman alacak. Geliştirmeye çok açık bir dükkan burası. Gelen taleplere göre içerik de değişebilir, etkinlikler de. Dışarıyla ilgili ilerleyen zamanlarda farklı planlarımız var. En alttan başlamak istedik ki insanların fikirleriyle birlikte biz de gelişelim.

İlerde başka bir yere Jungle’ın şubesini açacak olsanız hangi semti tercih ederdiniz?
Urla’da Sanat Sokağı, Jungle için uygun bir atmosfere sahip. Orada rahatlıkla yer edinebileceğini düşünüyoruz. Yaz kış işlek olan bir sokak. Kafe açma fikrimiz oluştuğunda Urla Sanat Sokağı’nı düşünmüştük. O zamanlar bu fırsatı yakalayamamıştık. Burayı iyice pişirdikten sonra yeni kafe açma fikrini düşünebiliriz.

Araf Dergi

 

Cevap ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir