Alternatif bir renk: İro Cafe

Standartların dışında bir kafe anlayışıyla sanata, sanatçıya ve sivil toplum hareketlerine ev sahipliği yapan İro Kafe‘ye çeviriyoruz rotamızı… İzmir’in Karşıyaka ilçesi Bostanlı semtinde bulunan İro Kafe her gün farklı bir etkinlikle sanata ve sanatçılara ev sahipliği yapıyor. İşletme sahipleri Candemir Basan ve Atlas Çakar bir yıl önce devraldıkları İro Kafe’yi sıra dışı bir kafe haline getirmişler. Japonca’da renk, Kürtçe’de bugün anlamına gelen “İro” hakkında merak ettiklerimizi Can Demirbasan ile konuştuk…

İro ismi nereden geliyor?
Bu ismi biz seçmedik. Devralırken de İro Kafe’ydi. Logo ve isim akılda kalıcı olduğu ve bakış açımıza da uyduğu için isim aynı kaldı. İro Japonca’ada renk, Kürtçe’de ise bugün demek. Logodaki renkler LGBTli  arkadaşlarımıza da çağrışım yapıyor. Burada her renkten insan yer alıyor izlenimi oluşturuyor.

İro Kafe’yi nasıl tanımlarsınız?
Burası bizim yaşam biçimimiz. Dışarıdan gelip bu formatta bir kafe gören birisi olsaydım benim de çok ilgimi çekerdi. Her gün farklı insanlara, farklı etkinliklere ev sahipliği yaptığı için oldukça ilgi çekici bir yer. Buranın işletmesini yaptığımız için burası bizim hayatımız. Hem bundan zevk alıyoruz hem bunu bir iş olarak görüyoruz.  Böyle bir şeyin içinde bulunmaktan da çok memnunuz.

İro Kafe hangi etkinliklere ev sahipliği yapıyor?
Yapacaklarımızı her ay periyodik olarak belirliyoruz. Pazartesi günleri kısa film ve belgesel, Salı akşamları genelde tek kişilik gösterimlerin yer aldığı performans geceleri oluyor. Osman Cavcı ve Uğur Günel on beş günde bir dönüşümlü olarak çıkıyorlar. Çarşamba akşamları performans gecemiz. Gerek müzik gerekse gösteri ve sahne sanatları anlamında performans sergileyen arkadaşlar çıkıyor. Sahnemizde de mekanımıza uygun etkinlikler tasarlamaya çalışıyoruz. Perşembe akşamları film gecelerimiz oluyor. Kısa film ve belgeselden farklı olarak uzun metrajlı filmler izliyoruz. Cuma akşamlarını da yoğun ilgiden dolayı performans gecesi olarak değerlendiriyoruz. Cumartesi günleri atölyeler ve söyleşiler oluyor. Cumartesi biraz serbest bir gün oluyor. Boş olduğumuz zamanlar, televizyonda eski oyunları oynuyoruz. Pazar günleri de ailelerin katılabileceği söyleşi ve sunumlar oluyor.

Etkinlikleri neye göre belirliyorsunuz?
Etkinlik takvimimizi daha önce çok karmaşık ve başımıza buyruk yapıyorduk. Eylül ayından beri bunu bir disiplin altına aldık ve etkinlikleri aylık bültenler halinde seçmeye başladık. “Hemzeminler” diye bir oluşumumuz var. Buradaki etkinlikleri şekillendirmesi için her ay bir sivil toplum örgütü, bir oluşum veya bir grupla iş birliği içine giriyoruz. Etkinliklerimizi şekillendirmeleri için  yardım alıyoruz. Örneğin bu ay alternatif eğitim sistemleri ayımız. “Başka Bir Okul Mümkün” hareketiyle koordineli yapıyoruz. Film gecelerinde onların koordinatörlüğünde eğitim filmleri izliyoruz. Pazar günü yapılan söyleşi ve paneller onların önerdiği isimlerden oluyor. Genel anlamda, seçtiğimiz şeyler insanların yönlendirmesine, ilgimizi çeken gruplara, etkinliklere gelip bizimle iletişime geçen insanlarla yaptığımız planlara göre oluyor.

Genelde İzmir’le alakalı işler mi yapıyorsunuz?
Genelde belgesel ve  kısa film gecelerimizde burada ortaya bir şeyler koymuş arkadaşlarımızın işlerine yer vermeye çalışıyoruz. İzmir- Ege bölgesi, kent belleği gibi konular işleyen içeriklere de yer vermeye çalışıyoruz. Unutulmaması gereken şeyler, unutulmuş şeyler, bir daha ele alınması gereken şeyler, kentsel sorumluluklarımız, kent bilinci gibi konuları ele alacak şekilde etkinlikler belirliyoruz.

Daha önce verdiğiniz bir röportajda burada oldukça deneysel işler yaptığınızı söylemişsiniz. Bize bundan bahseder misiniz?
Sahnemizde genelde amatör ruhlu deneysel işler yapan arkadaşlarımıza yer vermek istiyoruz. Burada bir konser veya bir dinleti olduğu zaman bunların özgün bir çalışma olması gerektiğini düşünüyoruz. Arkadaşlarımızdan da bunu rica ediyoruz. Yorum yapan bir grup yada kişi varsa yaptığı yorumun birebir aynı olmaması gerekiyor. Örneğin Barış Manço’nun şarkısını çalan bir sanatçı arkadaşımız varsa bunu bağlamayla çalsın. Buraya çok önemli gitaristler geliyor ama buradaki performansında davul çalıyor. Bu çok değişik bir heyecan ve proje oluyor. Bizim amacımız bu amatör ve deneysel işlere aslında olmayan bir ilgi oluşturmak. Yani belirli bir dinleyici ya da izleyici kitlesi olmayan şeylere ilgi oluşturmak. Bunu yarattığımızı düşünüyorum.

Buraya genelde kimler geliyor?
Öğrenci kitlesi yoğun diyebilirim. Genelde medya ve sanat okuyan öğrenciler,yazarlar, tiyatrocular, müzisyenler, sinemacılar, prodüktörler geliyor. Burada projeler oluşturuyorlar. Örneğin müzisyen bir tiyatrocuyla, prodüktör bir tiyatrocuyla tanışıyor ve ortaya yepyeni projeler çıkabiliyor. Sanatçı ve sanatsever kitlenin geldiğini söyleyebilirim.

Burada ne ikram ediyorsunuz?
Sandviç ve pizza çeşitlerimiz var. Kahvemiz çok iddialı. İtalyan kahvesi kullanıyoruz. Tatlılarımız var. Bal kabaklı cheesecake çok meşhur, sırf onu yemek için gelenler var.

2017’nin sonbaharında bir dergi çıkartmak istediğinizi söylemişsiniz. Bize bundan bahseder misiniz?
Burada olan her şeyi ses ve görüntü kaydına alıyoruz. Elimizde bu yüzden inanılmaz bir arşiv oluştu. Biz de bunları ele alıp bir yıllık haline getirmeyi düşündük. Vakit ve fırsat bulabilirsek bunu değerlendirmek istiyoruz. Çünkü tam 1 yıldır ortaya gerçekten verimli şeyler çıktı. Almanak gibi insanların elinde buradaki yaşanmışlıkların kaydı kalsın istiyoruz.

Araf Dergi

 

 

Cevap ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir