Açık kütüphane, kahve: Tenten Alsancak

Dekor ve ambiyansıyla farklı bir konsept sunan Tenten Kafe, 2014 yılının ilk aylarında Alsancak Gönül Yazar Sokak’ta açıldı. Biraz kitap kafe, biraz eskici, biraz da sahaf formatında olan kafede masa ve sandalyelerden bardak altlıklarına kadar her şey el yapımı. Geçmişte sahaflıkla uğraştıklarını ve İzmir’deki kafe kültürüne farklılık getirmek amacıyla “Neler yapabiliriz?” sorusuyla yola çıktıklarını söyleyen kafe sahibi Burak Alper Tibin, Tenten Kafe ile ilgili merak ettiklerimizi anlattı

Bize Tenten Kafe’nin hikayesinden bahseder misiniz?
İzmir’de insanlar giyime kuşama değil, daha çok dışarıda vakit geçirmeye, bir yerlerde bir şeyler yiyip içmeye vakit ayırıyorlar. Biz, İzmir’de yaygın olan kafe kültürüne farklı bir bakış açısı getirelim ve bunun için bir şeyler yapalım düşüncesiyle yola çıktık. Gittiğiniz yerleri bazen beğenmeyip eleştirebiliyorsunuz. “Bunu ben olsam böyle yapardım” diye düşünceler oluşabiliyor kafanızda. Böyle yola çıktığınızda da bu sefer daha güzelini nasıl yapabiliriz diye sormaya başlıyorsunuz. Biz birkaç ay kendi aramızda bunun kritiğini yaptık. Alsancak’ta gezerken böyle bir yere denk geldik. Burası eskiden tamamen kafelerin bulunduğu bir sokak değildi. Şu anki dükkanımızın bulunduğu yere kadar kafeler vardı ve sokağın geri kalanı karanlıktı. Buraya ilk geldiğimizde buradaki begonviller dikkatimizi çekmişti ve buraya ilk oturduğumda dedim ki: “Kimse gelmese de ben kirasını verir otururum burada.” Bu şekilde yola çıkarak iki sene önce açtık Tenten Kafe’yi. Birinci senenin yarısında aşağı sokakta bulunan “Tenten Mini” adındaki kafemizi açtık. Orayı da “Oraletçi” yaptık. İnsanlar oraleti gerçekten çok seviyorlar. Oralet, çok gelir getirmediği için kimse bu işe girmek istemiyor. Biz Tenten Mini’ye oraletin bütün çeşitlerini getirdik. Elimizdeki eski ürünleri götürüp, orada da farklı bir konsept yarattık.

Peki, Tenten ismi nereden geliyor?
Çocukluğum İstanbul’da geçti. Amcamlar orada kitapçılık yapıyorlardı. Dükkanın karşısında bir berber vardı. Bir gün oraya gittim. O zamanlar çizgi romanlar çok meşhurdu. Kimi Texas Tommiks kimi de Tenten okuyordu. Gittiğim berber de Tenten hastasıydı. Her gördüğü çocuğa Tenten tıraşı yapıyor, saçların önünü bırakıyor ve gerisini kesiyordu. Tenten modeli tıraş amcamların da çok hoşuna gitmişti. İzmir’e döndüğümdeyse ailem ve arkadaşlarım da bendeki Tenten tıraşını çok sevdi ve herkes bana Tenten demeye başladı. Daha sonra Göztepe maçlarına gidip gelmeye başladım. İnsanlar beni tanıdıkça Tenten lakabıyla anmaya devam etti. 5-10 senelik arkadaşlarımın anneleri ismimi hala Tenten diye biliyor.

Tenten Kafe biraz kitap kafe, biraz eskici, biraz da sahaf formatında. Bize bunlardan bahseder misiniz?
Buranın sahaf formatında olmasının sebebi benim kitapçılıkla uğraşıyor olmam. İzmir’den kitap konusunda gelir beklemek çok zor. Burada kitap okuyan bir kesim var ama bir kitabı araştırıp ona para verecek insan sayısı çok az. Bundan dolayı kitaptan bir gelir bekleyemiyorsunuz. Biz kitaptan kopmak istemedik. Burası bir kitap kafe olsun, açık kütüphanesi olsun, insanlar gelip kitap okusun, istediği zaman kitap getirsin ve isteyen buradan kitap alıp götürsün istedik. Bu yüzden bir kitap döngüsü oluşturduk burada. Eski eşyalara tutkumuz da eski olan her şeyi çok sevmemizden kaynaklanıyor. Eski ürünlerin daha değerli olduğuna inanıyoruz. Bu yüzden Tenten’de eskiye de yer verdik. Eşyalarımız artmaya başlayınca bahsettiğim gibi dükkanları ayırdık ve Tenten Mini’yi açtık. Eski eşyaların hepsini oraya taşıdık.

Buraya gelen müşteriler çay ve kahve içtikleri fincanları satın alabiliyorlar. Bu yaratmış olduğunuz konsepti bize anlatır mısınız?
Buradaki eşyaların ve ürünlerin çoğunu kendimiz yapıyoruz. Porselen fincanları satın alıyoruz ama üzerine farklı sahneler, farklı kareler ve farklı diyaloglar yazarak bunları kendimiz şekillendiriyoruz. Masasından rafına kadar her şeyi kendimiz yapıyoruz. Bunları bizden talep ettiklerinde ücretle vermek zorunda kalıyoruz. Maliyetleri yüksek olduğu için hediye vermemiz imkansız oluyor. İnsanlar beğeniyorlar, çok ısrarcı oluyorlar ve almak istiyorlar. Her şey kendi imalatımız olduğu için beğendikleri her şeyi satın alabiliyorlar. Bunların dışında küçük hediyeler de veriyoruz. Mesela Türk kahvesinin yanında nazar boncuğu veriyoruz. Böyle küçük hediyeler insanların hoşuna gidiyor. İnsanların aidiyet duygusunu geliştirmek güzel bir şey.

İki kitap getiren müşteriler, kütüphanedeki bir kitabı götürebiliyor. Üç kitap getirenlere de çay ve kahve ücretsiz veriliyor. Bu fikir nasıl ortaya çıktı?
Burada kitaptan bir gelir beklemediğimiz için çoğu insan gelip, “Bu kitabı satıyor musunuz?” diye soruyor. Biz burada kitap satmıyoruz. Açık kütüphane şeklinde çalışıyor burası. Hem kütüphaneyi zenginleştirmek, hem de insanlara çok sevdiği bir kitabı vermek için 2 kitaba 1 kitap, 3 kitaba bir çay ya da kahve gibi ölçütler koyduk ve böyle bir konsept yarattık. İnsanlar buraya gelip kitap okuyabiliyor, boş vakitlerini burada değerlendirebiliyorlar. Bu da bizim hoşumuza gidiyor. İnsanların rafında durmasını istediği ve istemediği kitaplar vardır. Genelde bize durmasını istemedikleri kitapları getiriyorlar. Bazı insanlar kitapları vermek istemiyorlar onlara da çay kahve ikram ediyoruz. Bu bize çok yük getiren bir şey değil. Seviniyoruz. Onlar buraya kitap kazandırıyor, bizde onlara çay kahve ikram ediyoruz.

Peki, son olarak buranın İzmir’in kafe kültürüne ne kattığını düşünüyorsunuz?
İnsanlar buraya gelirken sadece çay içelim düşüncesiyle değil, Tenten Kafe’ye gidelim bir şeyler içelim ve sohbet edelim düşüncesiyle geliyorlar. Önemli olan mekanın size huzur vermesi. Çayı, kahveyi herkes satıyor. Bunları her yerde bulabilirsiniz ama konsept ve kalite olarak çıtayı biraz yukarı taşıdığımızı düşünüyorum. Tamamen İzmir olarak genellemek mümkün değil belki ama en azından Alsancak açısından farklı bir şeyler yaptığımızı düşünüyorum.

Araf Dergi

Cevap ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir